Skip to main content

Dini Forum

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Sizler için oluşturduğumuz tüm hizmetlerden tam olarak yararlanabilmek için aramıza katılabilirsiniz. Siz varsanız, biz varız! Üyelikler ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

Yazar: İmam
10 saatler önce
Forum: Dua Metinleri
Yorum Yok

ALLAH'IM!
El-Kebir ism-i celil’inin hakkı için,
El-Kerim olan zât’ının nuru hürmetine,
Arş-ı Azimin hakkı için,
Kürsi’nin taşıdığı sırlar hürmetine,
Levh-i Mahfuz’un sırrı için,
İlm-i Gayb’da kendine seçtiğin isimlerinin hürmeti için,
Suların coştuğu, güneş, ay ve dünyanın döndüğü Aşk hürmetine,
Kur’an-ı Azim’in de bildirdiğin Esma-ül Hüsna’nın hakkı için,
Yarattıklarından hiçbir kimseye öğretmediğin, katında çok gizli olan isimlerinin hürmetine senden istiyoruz.

ALLAH'IM!
İlk atamız Adem Safiyullah hürmetine,
İkinci atamız Nuh Neciyyullah hürmetine..
Şeyh ül Enbiyâ İbrahim Halilullah hürmetine,
Musa Kelimullah hürmetine,
İsa Ruhullah hürmetine
Muhammed (sav) Habibullah aşkına,

Bütün Peygamberlerinin sana ettikleri dualarda kullandıkları mübarek isimlerin hürmetine zâtından istiyoruz.

ALLAH'IM!
Senden İsm-i Azam hürmetine,
Onunla sana dua olunduğu zaman mutlaka kabul ettiğin, azametliden de azametli İsmin hakkı için istiyoruz.

ALLAH'IM
Senden gizli-saklı, mübarek, tahir, mutahhar ve mukaddes İsmin hürmetine istiyoruz

YARABBİ!
Habibin, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed {SAV)hakkı için Senden ister ve Sana dua ederiz ki:

Bizleri Senin ve Habibin’in sevdiklerinden eyle.
Bizleri yakıyn kıl, arif eyle ALLAH'IM!

İmanımızı arttır, güzelliğimizi, ilmimizi ve amelimizi arttır.
Sana ezelde verdiğimiz ahd ü vaadimiz üzere bizleri sabit kıl.
Aldananlardan ve aldatanlardan eyleme.
Son nefesimizde,
canlarımızı müslüman olduğumuz halde al ve bizleri salih olan atalarımıza ilhak eyle YARABBİ...

Aşk-ı Muhammediyye’yi,
Şefâat-ı Ahmediyye’yi ve
Füyûzât-ı Muhmûdiyye’yi üzerimizden eksik eyleme ALLAH'IM

Maddi-Manevi darlıklarımızı ve dargınlıklarımızı genişliğe ve huzura tebdil eyle ALLAH'IM...
Gönlümüzden geçenleri bizlere İhsan ve ikram eyle ALLAH'IM...
SELAM VE DUÂ İLE...
Yazar: admin
10 saatler önce
Yorum Yok

Resül-i Ekrem (sallallahu teala aleyhi vesellem) her zamanki gibi meclisinde oturmuş ve dostları da etrafında halka şeklinde, onu bir yüzük taşı gibi ortaya almışlardı.

Bu arada eski elbiseli fakir bir müslüman kapıdan içeriye girdi.

İslami adetlere göre herkes her hangi mevkide olursa olsun bir meclise girince nerede boş yer bulursa hemen oraya oturmalıdır.

“Benim canım şurasını istiyor” görüşüyle özel bir yere oturmak gerekmez.
O adam etrafına bakındı ve boş bir yer buldu; gitti oraya oturdu.

Tesadüfen ileri gelen zenginlerden birisinin yanına oturmuştu.
Zengin adam elbisesini toplayarak ondan bir az uzaklaştı.
Bu hareketleri izleyen Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) ona dönerek:
- Fakirliğinden sana bir şey bulaşır diye mi korktun?
- Hayır ya Resülallah.

- Servetinden ona bir pay düşer diye mi korktun?
- Hayır ya Resülallah.

- Elbiselerin kirlenir diye mi korktun?
- Hayır ya Resülallah.

- O halde niçin yanından uzaklaşıp bir kenara çekildin?

- Yanlış bir iş yaptığımı ve hata ettiğimi itiraf ediyorum.

Şimdi bu hatamın telafisi ve bu günahımın keffareti olarak servetimin yarısını bu müslüman kardeşime vermeye hazırım dedi.
Çünkü ona karşı yanlış bir hareket yaptım.
Beni bağışlayın ya Resülallah.

- Eski giyimli adam: Fakat ben bunu kabul etmeye hazır değilim.

- Cemaat: Niçin? diye sordular.
- ‘Çünkü bir gün beni de bir gururun sarmasından ve bir müslüman kardeşime, bu gün bu şahsın bana yaptığı gibi, aynı hareketi yapmaktan korkuyorum’ der.
———————-
Bir insanın başına gelebilecek en büyük musıbet ve felâket gurur ve kibirdir...
Hâşâ Allah ile yarışanlar, dağları ben yarattım diyenler, malına, mülküne, makamına, servetine gençliğine güvenerek ezici adımlarla dolaşanların vay haline.
Öyle bir an gelir ki; “en zengin benim” derken, bir gün cami kapılarında dilenmeye mahkum olabilirsin.
“En yukarıda, en başta ben varım” derken gün olur milletin ayağının çarığı bile olamazsın.

Gurur ve kibrin ne derecede kötü bir huy olduğunu gösteren bir hadis-i şerif de şöyledir:

“Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allâh, onları muhâtab almaz, yüzlerine bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Hem de onlar için can yakıcı bir azap vardır.”

Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in bu cümleyi üç kere tekrarlaması üzerine Ebû Zerr -radıyallâhu anh:
-Bunlar kimlerdir ey Allâh’ın Resûlü, diye sordu.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz:

“– Elbisesini kibirle yerlerde sürüyenler, kibir ve gururla dolaşanlar
-Yaptığı iyiliği başa kakanlar,
-Yalan yere yemin ederek malını iyi bir fiyatla satmaya çalışanlardır”.
cevabını verdi. (Müslim, Îmân, 171)
Selam ve dua ile...
Yazar: İmam
09-23-2022, 04:37 PM
Forum: Makaleler
Ağzımızdan çıkan sözlere lütfen dikkat edelim, aksi takdirde farkında olmadan günaha girebiliriz. Bazen birilerinden duyduğumuz için , bazen örf ve adet haline geldiği ve yaşadığımız yörelerde normal karşılandığı için bazen de gözümüz hiçbir şeyi göremeyecek kadar sinirli olduğumuz zamanlarda ne yazık ki ağzımızdan felaket sözler çıkabiliyor.  Ve hatta bu bazen yaratıcıya ve dine karşı sövmeye kadar varabiliyor (Allah muhafaza). Bu nedenle bir şeyler söylerken, özellikle sinirli anımızda bir şeyler konuşurken çok dikkatli olmaya çalışalım. Dikkatli olalım ki maazAllah imanımız tehlikeye düşmesin. İnşallah böyle bir şeyle karşılaşılmaz ancak böylesi durumlarda acizane bol bol tövbe etmekte ve kelime-i şehadet getirmekte ve tabi ki pişman olmakta fayda vardır. Tövbenin; bir daha günaha dönmemek üzere Allah'a söz vermek olduğu da unutulmamalıdır.

Allah'a (C.C) Karşı Söylenen Tehlikeli Sözler:
 
  • Allah (c.c)! Bizi de gör artık (Allahu Teâlâ'nın kulunu görememesi ya da unutması gibi bir şey asla mümkün değildir.)
  • Burası Allah'ın unuttuğu yer (Allah unutmaktan münezzehtir. Unutmak insani bir kavramdır.)
  • Allah yazdı ise bozsun ( Neyin hayır neyin şer olduğunu bizler bilemeyiz.)
  • Allah gelse seni elimden alamaz.
  • Allah bizi unuttu.

Kadere Karşı Söylenen Tehlikeli Sözler:
  • Kader Utansın.
  • Böyle kadere lanet olsun.
  • Kaderi kötüymüş.
  • Kader oyunu.
  • Kadersizim.
  • Kaderin kucağında oyuncak olduk.
  • Kahpe kader.
  • Zalim felek /kader vs vs 

İnsanların Birbirlerine Söylediği Tehlikeli Sözler:
  • Seninle cennete bile girmem.
  • Cehenneme kadar yolun var.
  • Yüzünü gören cennetlik.
  • Allah belanı versin / Allah'ın belası.
  • Bir iş yaparken , Ben bunun Allah'ını yaparım.
  • Yalandan kim ölmüş, yalansız iş mi var, bizde yalan çok.
  • Fala inanma falsızda kalma.
  • Haram mal tatlıdır.
Eğer sizin de bildiğiniz bu tarz tehlikeli sözler varsa, konu altından paylaşabilir ve okuyucularımız için,  tehlike ortamı oluşturan cümleler hakkında bilinçli olmalarına katkı sağlayabilirsiniz.
Yazar: admin
09-22-2022, 09:34 PM
Yorum Yok
Kral, dondurucu bir kış mevsiminde gecenin soğuğunda nöbet tutan bir muhafıza sordu:

-Üşümüyor musun? Muhafız;

-Ben alışığım kralım dedi.

Kral;
-Olsun sana sıcak tutacak elbise getirmelerini emredeceğim dedi ve gitti.Ancak bir süre sonra emri vermeyi unuttu...

Ertesi gün duvarın yanında muhafızın soğuktan donmuş cesedini gördüler ama muhafız duvara bir şeyler karalamıştı. Duvarda şunlar yazıyordu :

"Kralım, soğuğa alışkındım, fakat senin sıcak elbise vaadin beni öldürdü!

Türlü vaatlerle, insanları bekleterek bir umuda bağlayarak kesinlikle imtihan etmeyin. Çünkü insan, bekletildikçe değişir. Beklettiğiniz kişi hakkınızda telafisi imkansız olumsuz düşüncelere girer.

Önce umudu öldürürsünüz.

Ardından sevgi, saygı, güven ölür...Dostluk ölür, muhabbet ölür!

İNSAN BİR DEĞERDİR SİZ SİZ OLUN, KİMSENİN UMUDUNU ÇALMAYIN.
Yazar: İmam
09-22-2022, 01:49 PM
Yorum Yok
Tımarhane penceresinden hergün dikkatle dışarıya bakan bir deli,birşey görüp fazlasıyla heyecanlanırmış. Fakat bu heyecanın sebebini kimse anlamaz, yine krizi tuttu sanırlarmış.
Bir gün delinin odasına yemek getiren hizmetli odada başka birinin olduğunu görünce öyle şaşırmış ki.
-"Ben Baki oldum... Ben Baki oldum" - diyede bağırıyormuş üstelik. Her haliyle deli olduğunu anladığı adam yemek tabıldotunu alıp hemen heyecanla yemeğe başlayınca, hizmetli koşup doktorlara haber vermiş...
Tanımadıkları bu adamı apar topar tımarhanenin avlusunun dışına atıp, diğer deliyi aramaya başlamışlar.Avlunun az yakınında biryerde saçları sarıya boyanmış bir şekilde buldukları deli,
-"Ben Salim oldum... Ben Salim oldum-" diye bağırıyormuş.Deliyi alıp tımarhanedeki odasına götürmüşler. Fakat ertesi gün odasında tanımadıkları o adamı bulmuşlar yine. Tekrar apar topar avlunun dışına atıp, diğer deliyi aramaya başlamışlar. Yine kaçak deliyi avlunun yakınında gülerek,
-"Ben Salim oldum... Ben Salim oldum-" derken bulunca, doktor dayanamamış artık...
-"Evladım sen neden sürekli tımarhaneden kaçıp buraya geliyorsun?.Hem senin adın Salim değil Baki dir... Sen nasıl Salim olabilirsin?" - diye sorunca, deli az önce apar topar dışarıya atılan adamı gösterip gülmüş ...Ve,
-" Ben odamda hergün üç öğün yemek yerken, o adam açlıktan çöpleri karıştırıyordu. Bir gün tımarhaneden kaçtım.Onunla anlaşıp yer değiştirmemiz için anlaştım. Saçımı onun gibi sarıya boyadım.Onun saçlarınıda bem gibi kahverengiye....Böylece onu ben sanacaktınız.Ve karnı doyacaktı.Ben Salim oldum... O ise Baki... -" deyince, doktor şaşırmış ve hayretle sormuş tekrar.
-" Bir deli bunu nasıl düşünebilir? - "deyince, deli yine cevap vermiş gülümseyerek.
-" Aklım olmadığı için deliyim...Kalbim olmadığı için değil doktor bey. Keşke her insanın kalbi olsada, kimse bu dünyada aç kalmasa... -"
Yazar: İmam
09-22-2022, 01:39 PM
Forum: Makaleler
Yorum Yok
Muaviye’nin oğlu Yezid’in komutası altında kurulan fetih ve kuşatma ordusu ile İstanbul’a gelmiş ve ona şehadet nasip olmuştur.
Ve…
Türklerin sımsıcak alâkası onu sarmış, sarmalamış ve adı da Eyüp Sultan olmuştur.
Hazrec kabilesinin Neccâroğulları kolundandır. Hicretten iki yıl kadar önce hanımı Ümmü Eyyûb ile birlikte müslüman oldu ve ensardan İslâmiyet’i ilk kabul edenler arasında yer aldı.
Hicretten sonra Resûl-i Ekrem onunla, ileri gelen sahâbîlerden Mus‘ab b. Umeyr arasında kardeşlik bağı kurdu.
Hz. Peygamber’le birlikte Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mekke’nin fethi ve Huneyn başta olmak üzere bütün savaşlara katıldı.
Savaşlarda ona zarar gelmemesi için yanından ayrılmaz, hatta bazı geceler çadırı etrafında nöbet tutardı.
Vahiy kâtiplerinden olması sebebiyle Hz. Peygamber zamanında Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinin bir araya getirilmesine hizmet etti.
Ashap arasında ilmiyle de tanındığı için kendisine sorulan dinî konularda pek çok fetva verdi.
Ebû Eyyûb Hz. Ebû Bekir devrindeki savaşlarla Hz. Ömer devrinde yapılan Suriye, Filistin ve Mısır seferlerine katıldı.
Kıbrıs seferinde de bulundu Medine âsilerin eline geçip Hz. Osman’ın namaz kıldırması engellenince herkes tarafından sevilip sayıldığı için Hz. Ali’nin tavsiyesi üzerine bir müddet imamlık yaptı.
Hz. Ali halifeliği döneminde Irak’a gittiğinde onu Medine’de yerine vekil bıraktı. Hâricîler’le ve Muâviye ile yapılan savaşlarda Hz. Ali’nin yanında yer aldı. Bu dönemde Basra valisi olan Abdullah b. Abbas Basra’ya gelen Ebû Eyyûb’a, “Senin vaktiyle Hz. Peygamber’e yaptığın gibi ben de bugün sana hizmet etmek istiyorum” diyerek konağını ona bıraktı. Giderken de kendisine 40.000 dirhem, yirmi köle ve değerli hediyeler vererek onu uğurladı (Zehebî, II, 410).
İlk kuşatmadan bir yıl sonra gönderilen Yezîd b. Muâviye kumandasındaki takviye birliğin içinde bulunduğu rivayet edilmektedir. Ebû Eyyûb, kuşatma devam ederken hastalanarak 49 hicri yılında vefat etti. Cenaze namazını Yezîd b. Muâviye kıldırdı.
Vasiyeti üzerine bir askerî birlik tarafından surlara yakın bir yere götürülerek oraya defnedildi. Durumu öğrenen Bizans imparatorunun kuşatma kalktıktan sonra onu kabrinden çıkarıp vahşi hayvanlara yedireceğini söylediği, fakat İslâm ordusu kumandanı tarafından gönderilen cevapta, böyle bir şey yapıldığı takdirde İslâm ülkesinde yaşayan hıristiyanların ve kiliselerin zarar göreceği bildirilince kabre dokunmayacaklarına dair teminat verdiği nakledilmektedir.
Ebû Eyyûb’un kabrinin sonraları bir bina içine alındığı, kıtlık zamanında kabrini ziyarete gelen hıristiyanların onun hürmetine yağmur istediği ve asırlar boyunca bu kabrin itina ile korunduğu söylenmekte, bazı seyyahların verdiği bilgiler de bu rivayetleri doğrulamaktadır. Bu seyyahlardan Ali b. Ebû Bekir el-Herevî, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabrini ziyaret ettiğini belirtmiştir (Ziyârât, vr. 51a).
Fâtih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra kabrin yerinin Akşemseddin tarafından keşf yoluyla belirlendiğine dair Osmanlı tarih kaynaklarında geniş şekilde yer alan haberlerle bu bilgiler çelişmemektedir.
Resûl-i Ekrem Medine’ye hicret edince Medineli müslümanların her biri onu evinde misafir etmek istedi. Ancak Hz. Peygamber, bir tercih yaparak onları gücendirmemek için devesinin çökeceği yere en yakın eve misafir olacağını söyledi.
Kendisini taşıyan devenin önce bir yere çöktüğü, buradan hemen kalkıp biraz ileride tekrar çöktüğü görüldü. Resûlullah oraya en yakın olan ve dedesi Abdülmuttalib’in annesi tarafından kendisine yakınlığı da bulunan Ebû Eyyûb’un evine yerleşerek burada yedi ay misafir kaldı. Bundan dolayı Ebû Eyyûb “Mihmandâr-ı Nebî” unvanıyla anılır. Bu ev İslâmiyet’in öğretildiği bir mektep durumundaydı. Hz. Peygamber fakir muhacirlere burada yemek verir, kendisine sunulan hediyeleri fakirlere burada dağıtırdı. Ev sahiplerine her vesile ile dua eder, onların bolluğa kavuşmalarını, huzur ve âfiyet içinde olmalarını dilerdi. Resûl-i Ekrem kendi evine taşındıktan sonra da zaman zaman Ebû Eyyûb’un evine misafir olurdu.
Ebû Eyyûb haksızlıklara tahammül edemez, doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi.
Cihad maksadıyla gittiği Mısır’da vali olan sahâbî Ukbe b. Âmir’in akşam namazını geç kıldırdığını görünce onu uyardı. Resûl-i Ekrem’in akşamı geç kıldığının zannedilmesine sebebiyet vererek halka kötü örnek olmamasını söyledi. Namazları müstehap olan vakitlerinde kıldırmayan Medine Valisi Mervân b. Hakem’e muhalefet eder, Resûlullah’a uyduğu takdirde kendisine uyacağını, aksi halde aleyhinde bulunacağını açıkça söylerdi.
Bir gün Ebû Eyyûb’u Resûl-i Ekrem’in kabrine başını dayamış olduğu halde ağlarken gören Mervân bu hareketinin sünnete aykırı olduğunu söyleyince Ebû Eyyûb, “Ben bu mezar taşına değil Resûlullah’a geldim. Onun, ‘din işlerini ehliyetli kimseler üstlendiği zaman kaygılanmayın; ancak ehil olmayanlar başa geçince ne kadar ağlasanız yeridir’ dediğini duymuştum” diye cevap verdi (Müsned, V, 422).
Medine döneminden itibaren Hz. Peygamber’den hiç ayrılmadığı halde Ebû Eyyûb el-Ensârî’den sadece 150 hadis rivayet edilmesinin iki önemli sebebi vardır.
Bunlardan biri hadis rivayetinde çok titiz olması, diğeri de ömrünün savaşlarda geçmesidir. Kendisinin bilmediği bir hadisi Ukbe b. Âmir’den bizzat rivayet etmek için Medine’den Mısır’a kadar gitmesi, söz konusu titizliğin eşsiz bir örneğini ortaya koymaktadır.
Ondan hadis rivayet edenler arasında İbn Abbas, İbn Ömer, Berâ b. Âzib, Enes b. Mâlik, Câbir b. Semüre gibi sahâbîler ve Saîd b. Müseyyeb, Urve b. Zübeyr, Sâlim b. Abdullah, Atâ b. Yesâr gibi tâbiîler bulunmaktadır.
Yazı biraz uzun oldu. Eyüp Sultan Hazretlerini ciltler dolusu kitaplarda anlatsak bitiremeyiz.
Yüreği peygamber aşkı ile dolu olan 96 yaşındaki bu yiğit sahabenin katılmadığı savaş kalmamıştır. Âdeta şehadet aramış olup o da İstanbul’da nasip olmuştur.
Selam ve dua ile...

fb'den alıntıdır.
Yazar: Hafizyazar
09-22-2022, 01:33 PM
Yorum Yok
Gelin ey âşıklar gelin
Bu menzil uzağa benzer
Nazar kıldım şu dünyâya
Kurulmuş tuzağa benzer
****
Bir pîrin eteğin tuttum
Ana belî deyüp gittim
Nice yüz bin günâh ettim
Her biri bir dağa benzer
****
Pîrim diyemedim ere
Varamadım doğru yola
Günâhım çok yüzüm kâre
Eller yüzü ağa benzer
****
Günâhım çok başım kaygu
Terk etmedim fenâ huyu
Cümle âlem benden eyu
Benden kemter yoğa benzer
****
Çağla Dervîş Yûnus çağla
Sen özünü Hakk’a bağla
Ağlar isen başına ağla
Elden vefâ yoğa benzer

Güftekârı: Yunus (k.s.)
Yazar: Hafizyazar
09-22-2022, 12:38 PM
Forum: Gündem
3-16 Ocak 2022 tarihlerinde Sözleşmeli İmam Hatip, Müezzin Kayyım ve Kur’an Kursu Öğreticisi alımına yönelik gerçekleştirdiğimiz sözlü sınavda başarılı olan ve atama bekleyen adaylarımız, 17 Ekim 2022 itibariyle tercih yapabileceklerdir.
Milletimize ve camiamıza hayırlı olsun.
27 Kasım 2022'de yapılacak DHBT sınavının ardından yine Başkanlığımızca Diyanet Akademisi bünyesinde eğitim için Sözleşmeli İmam Hatip, Müezzin Kayyım ve Kur’an Kursu Öğreticisi aday alımına yönelik sınav yapılacaktır.
Tüm adaylarımıza muvaffakiyetler diliyorum.

Prof Dr. Ali erbaş tarafından paylaşılmıştır.

Kaynak:https://www.facebook.com/DIBAliErbas
Yazar: Hafizyazar
09-22-2022, 12:26 PM
Forum: Hutbeler
Yorum Yok
Hutbe Tarihi: 23.09.2022
[Resim: Ekran-Al-nt-s.png]
HELAL KAZANÇ VE ALIN TERİ
Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: “Allah’ın size verdiği helal ve
temiz rızıklardan yiyin ve iman etmiş olduğunuz
Allah’ın yasaklarından sakının.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber
Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Dürüst ve
güvenilir tüccar, peygamberler, sıddîklar ve
şehitlerle beraberdir.”2
Aziz Müminler!
“Rezzâk” olan Rabbimiz, kullarına sayısız
nimetler bahşetmiştir. Helal ve temiz rızık peşinde
koşmayı, haramlardan ise sakınmayı emretmiştir.
Helalinden kazanmak için emek sarf etmeyi, alın teri
dökmeyi öğütlemiştir. Nitekim O, Kur’an-ı Kerim’de
şöyle buyurmuştur: “Rızkınızı Allah katında
arayın, O’na kulluk edin, O’na şükredin; sonunda
O’na döndürüleceksiniz.”3
Kıymetli Müslümanlar!
Helal kazanç; el emeği ve göz nuruyla elde
edilen nimetin “en hayırlı lokma” olduğunu idrak
etmektir. Ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yapmak, söz ve
davranışlarda dürüst davranmaktır. Helal kazanç,
işinin hakkını vermek, işçinin hakkını alın teri
kurumadan ödemektir. Kul ve kamu hakkına riayet
ederek kazancı ve ömrü bereketlendirmektir.
Helal kazanç, maddi yönden yükselirken,
manevi olarak tükenmemektir. Hırs ve tamahın esiri
olmamak, boynunda hiçbir kulun vebalini
taşımamaktır. Helal kazanç, yalan, hile ve
aldatmadan kaçınmak, haram lokmayı, mideyi yakıp
kavuran bir kor gibi görmektir.
Değerli Müminler!
Ne acıdır ki modern zamanlar iş ve ticaret
ahlakını da olumsuz etkiliyor. Dürüst, güvenilir,
helal-haram hassasiyeti olan, işinin ve işçinin hakkını
gözetenlerin sayısı elbette çoğunlukta. Ancak bunun
yanında sadece maddiyat odaklı düşünenlerin, daha
fazla kazanmayı hayatın gayesi sananların sayısı da
artıyor. Çalışma ve ticaretin de bir imtihan, işini
layıkıyla yapmanın da bir ibadet olduğu bazen göz
ardı ediliyor.
Hâlbuki İslam, boğazımızdan geçen her bir
lokmanın helal ve meşru olmasını imanımızın bir
gereği olarak görür. İçki ve ticaretinden, içerisinde
kumar olan bütün oyunlardan, faizin her çeşidinden,
hırsızlık, rüşvet, tefecilik, kamu malını üzerine
geçirmek, stokçuluk ve karaborsacılık gibi her türlü
haramdan şiddetle kaçınmamızı emreder.
Unutmayalım ki kim helalinden kazanıp helal
yollarda harcarsa ibadeti kabul, duası makbul olur.
Kazancı bereketle, hanesi huzurla dolar. Nihayetinde
Allah’ın rızasına ve cennetine nail olur. Kim de
yediğine, içtiğine, giydiğine haram bulaştırırsa
malının bereketi azalır. Kazandığını zannederken
aslında kaybeder. Dünya saadeti yok olur, ahirette ise
cehennem azabına duçar olur. Nitekim Allah Resûlü
(s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Haramla beslenen
vücudun layık olduğu yer ancak cehennemdir.”4
Aziz Müslümanlar!
Hayatımızın her alanında olduğu gibi iş ve
ticaret hayatımızı da doğruluk ve dürüstlük üzerine
inşa edelim. Allah’ın koyduğu helal-haram sınırlarını
hakkıyla koruyalım. Helalinden kazanalım,
helalinden üretelim, helalinden yiyelim ve helalinden
harcayalım. Geçici dünya malını, kalıcı ahiret
saadetine tercih etmeyelim.
Hutbemi Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in şu uyarısıyla
bitiriyorum: “Kıyamet gününde insanoğlu, malını
nereden kazandığından ve nereye harcadığından
hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan hiçbir
yere kımıldayamaz.”5
Muhterem Müslümanlar!
Bu hafta başı itibariyle Kur’an kurslarımız
eğitim öğretime başlamıştır. 4-6 yaş grupları ve
yoğunlukla hanım kardeşlerimizin katıldığı ihtiyaç
odaklı Kur’an kursu kayıtlarımız devam etmektedir.
Yakınlarınıza duyurmanızı hatırlatır, başarılı ve
verimli bir dönem olmasını Yüce Allah’tan niyaz
ederim.

1 Mâide, 5/88.
2 Tirmizî, Büyû’, 4.
3 Ankebût, 29/17.
4 Tirmizî, Cum’a, 79.
5 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 1.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Hutbe Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız
Yazar: İmam
09-20-2022, 06:21 PM
Yorum Yok
Geldi geçti ömrüm boşa
Allah'a kul olamadım
Uydum nefse, o şeytana
Allah'a kul olamadım

****

Akıtmadım gözden yaşı
koymadım secdeye başı
Aldattı dünya telaşı
Allah'a kul olamadım

****

Anladım ki dünya yalan
Yoktur burda baki kalan
Bir metre bezmiş nasip olan
Allah'a kul olamadım

Hoşgeldin, Ziyaretçi

Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Forumda Ara

Forum İstatistikleri

Toplam Üyeler: 85
Son Üye: Meşk—i muhabbet
Toplam Konular: 147
Toplam Yorumlar: 168

Kimler Çevrimiçi

Toplam: 13 kullanıcı aktif Google, admin
1 Kayıtlı
» 11 Ziyaretçi

Son Aktiviteler

Bir Gönül Duası

Forum: Dua Metinleri
Son Yorum: İmam 10 saatler önce
Yorumlar: 0 Okunma: 19

Allah’ın Yüzlerine Bakmad...

Son Yorum: admin 10 saatler önce
Yorumlar: 0 Okunma: 31

İnsanı Uçuruma Götüren Te...

Forum: Makaleler
Son Yorum: admin 09-23-2022, 08:32 PM
Yorumlar: 2 Okunma: 91

Kralın vaadi kıssası (Umu...

Son Yorum: admin 09-22-2022, 09:34 PM
Yorumlar: 0 Okunma: 43

Ben Salim Oldum Hikayesi

Son Yorum: İmam 09-22-2022, 01:49 PM
Yorumlar: 0 Okunma: 23

Müjde! Yedeklere Atanma H...

Forum: Gündem
Son Yorum: İmam 09-22-2022, 01:40 PM
Yorumlar: 1 Okunma: 61

Halid Bin Zeyd Ebu Eyyüb ...

Forum: Makaleler
Son Yorum: İmam 09-22-2022, 01:39 PM
Yorumlar: 0 Okunma: 21

Yunus (K.S) Benzer Şiiri ...

Son Yorum: Hafizyazar 09-22-2022, 01:33 PM
Yorumlar: 0 Okunma: 28

Helal Kazanç Ve Alın Teri

Forum: Hutbeler
Son Yorum: Hafizyazar 09-22-2022, 12:26 PM
Yorumlar: 0 Okunma: 29

Allah'a kul olamadım ilah...

Son Yorum: İmam 09-20-2022, 06:21 PM
Yorumlar: 0 Okunma: 47
Task