Skip to main content

Dini Forum

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Sizler için oluşturduğumuz tüm hizmetlerden tam olarak yararlanabilmek için aramıza katılabilirsiniz. Siz varsanız, biz varız! Üyelikler ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

Peygamberimiz Nasıl Bir Gençlik Geçirdi!

Konu

#1
[Resim: peygamberramazani.jpg]
Allah Resulu sallallahu aleyhi ve selem gençlik yıllarında bile cahiliye devrinin kötülüklerinden uzak durmuştur. O peygamber olmadan önce şahsiyet ve insanlık yönünden kavminin en şereflisi, ahlak bakımından da örnek olunacak biriydi. Cenab-ı Hak bütün iyi haslet ve meziyetlerini Onda topladığı için kavmi kendine El Emin lakabını layık görmüştü.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir gün:
“Yâ Rasûlâllah! Allah’tan başkasına hiç ibadet ettiniz mi?” diye soruldu.
“Hayır!” cevâbını verdi.
“Hiç içki içtiniz mi?” diye soruldu.
“Hayır! Ben Kitap ve îmânın ne olduğunu bilmezken bile, onların yaptıkları şeylerin küfür olduğunu bilirdim.” buyurdu.
Ümmü Eymen -radıyallâhu anhâ- şöyle anlatır:
Kureyş müşrikleri senede bir gün, Buvâne putunun yanında toplanırlar, geceye kadar kurban kesmek, saç kestirmek ve îtikâfa girmek sûretiyle merâsim yaparlardı. Ebû Tâlib de bu bayram için hazırlanmıştı. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, onlara iştirak etmekten kaçınınca amca ve halaları kendisine çok kızdı. Halaları:
“İlâhlarımızdan yüz çevirdiğin için bir felâkete uğramandan korkuyoruz!” diyerek o kadar ısrâr ettiler ki, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- onlarla beraber gitmek mecbûriyetinde kaldı.
Bir müddet gözden kayboldu, sonra korkudan benzi sararmış bir hâlde dönüp yanımıza geldi. Halaları:
“Başına neler geldi?” diye telâşla sordular. O da:
“Bana cin dokunmasından korkuyorum!” dedi. Halaları:
“Allah seni şeytanla mübtelâ kılmaz! Sende her türlü güzel haslet vardır. Söyle bakalım, ne oldu?” dediler. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Ben putun yanına her yaklaştığımda, beyaz ve uzun boylu bir adam görünüp:
«Ey Muhammed! Geri dön, ona sakın dokunma!» diyerek sesleniyordu!” buyurdu.
Bundan sonra Varlık Nûru, kendisine henüz peygamberlik vazifesi verilmemişken bile onların bayram ve merâsimlerine aslâ katılmadı. (İbn-i Sa’d, I, 158)
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, son derece nezih ve iffetli bir gençlik hayatı yaşadı. Allah Teâlâ O’nu edep ve hayâ dışı davranışlardan muhâfaza buyurdu.
Fahr-i Kâinât Efendimiz, Kâbe yeniden inşâ edilirken amcası Abbâs ile birlikte taş taşıyordu. Abbâs -radıyallâhu anh-, taşların çıplak omzunu incitmemesi için Efendimiz’e:
“Elbiseni omzuna koy!” dedi. Varlık Nûru, elbisesini omzuna koymak istediği sırada yere yığıldı ve gözlerini semâya dikerek amcasına:
“Bana elbisemi ver!” dedi. Hemen onu alıp üzerine örttü. (Buhârî, Hac, 42)
O günkü cemiyette giyim-kuşama pek dikkat edilmez, edep ve hayâ dışı kıyafetler normal karşılanırdı. Buna rağmen, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hiçbir zaman hayâ sınırlarını zorlayan bir kıyafetle görülmemiştir.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
“Ben, câhiliye insanlarının âdeti olan bir şeyi yapmaya iki defa teşebbüs etmiştim. Ancak Allah -celle celâlühû- beni bundan muhâfaza buyurdu.
Bir gece, Mekke’nin yukarı taraflarında, Kureyşli birkaç gençle koyunlarımızı otlatıyorduk. Arkadaşıma:
«Eğer koyunlarıma bakarsan, ben de gidip Mekkeli gençlerin yaptığı gece muhabbetlerine katılayım.» dedim. Arkadaşım:
«Olur, nasıl istersen öyle yap!» dedi.
Bunun üzerine yola çıktım. Mekke’ye yaklaştığım zaman, def, kaval ve ıslık sesleri işittim.
«Bu nedir?» diye sordum.
«Falan erkek ile filân hanım evleniyor!» dediler.
Hemen oturup o tarafa doğru bakmaya başladım. O esnâda Allah -celle celâlühû- kulaklarıma bir ağırlık verdi ve oracıkta uyuyakaldım. Allâh’a yemin ederim ki, güneş üzerime doğuncaya kadar uyanamadım. Hemen dönüp arkadaşımın yanına gittim.
«Ne yaptın?» diye sordu.
«Hiçbir şey yapamadım!» dedim ve başımdan geçenleri ona anlattım.
Başka bir gece, aynı şey tekerrür etti ve ben yine uyuyakaldım… Rabbim beni peygamberlikle şereflendirinceye kadar da bunların hâricinde, hiçbir kötü şeye meyletmedim!” (İbn-i İshâk, s. 58-59; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 292)
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- gençliğinde de hep faydalı işlerle meşgul oldu. Küçük yaşta koyun güderek amcasının maîşet teminine yardım etti. Nitekim bir gün:
 “Allah Teâlâ’nın gönderdiği her peygamber, mutlakâ koyun gütmüştür.” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:
“Siz de mi koyun güttünüz, ey Allâh’ın Rasûlü?” diye sordular.
“Evet, ücret karşılığında Mekkelilerin koyunlarını güderdim.” buyurdu. (Buhârî, İcâre, 2, Enbiyâ, 29; İbn-i Mâce, Ticâret, 5)
Yine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kendi ifâdesine göre Ecyad’da âilesinin koyunlarını da güderdi. (İbn-i Sa’d, I, 126)
Daha on iki yaşlarında iken amcalarıyla birlikte ticârî seyahatlere çıkmıştı.[2] Daha sonra Hazret-i Hatice, Peygamber Efendimiz’in güvenilir şahsiyetine hayran olduğundan, O’na kendi ticaret kervanlarını idare etmesini teklif etti. Zira Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- en emîn insandı, işini çok sağlam yapıyor ve çok daha fazla kazanıyordu.
Alıntı ile Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task