Skip to main content

Dini Forum

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Sizler için oluşturduğumuz tüm hizmetlerden tam olarak yararlanabilmek için aramıza katılabilirsiniz. Siz varsanız, biz varız! Üyelikler ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

Orfoz Balığının Önemi Nedir?

Konu

#1
Özellikle denizlerde ve kayalık diplerinde yaşamını sürdüren Orfoz Balığı, Akdeniz’de yaygın olarak görülen Epinephelus türü olarak bilinir. Kayalık alanlarda özellikle besin zincirinin en üst kısmında yer alan Orfoz çift cinsiyetli bir hayvandır. Yani hem dişiyi hem de erkeği temsil eder. Ortalama olarak 50 yıl kadar yaşayan Orfoz balığı en az 5 ile 8 yıl arası, en çok ise 12 ile 18 yıl arasında yaşamını devam ettirir. Uzun bir yaşam döngüsüne sahip olan Orfoz’un geç üreme süresi vardır. Saklanabileceği kayalıklar olduğu için değerli bir balıktır. Orfoz balığı bir Akdeniz balığı olarak bilindiği için Kaya Balığı olması dolayısıyla taşlık bölgelerde yaşamaktadır. Yaşadığı merada mümkün olduğu kadar taşın altına kolaylıkla gireceği şekilde boşaltacaktır.

[Resim: ORFOZ-JENERIK-SECIM-600x3972x.jpg]
Orfoz Balığının Önemi Nedir?
Merada altı boşaltılmış olan her taş Orfoz balığı için tehlike anında sığınma mekanı olarak bilinir. Orfoz balık merasında kendinin güvenli olması ve rahat avlanması için taşların altını boşaltırken diğer taş balıkları içinde korunma mekanı olur. Bu şekilde her altı açılan taş da meradaki balık miktarını artırır. Özellikle Karagöz türü taş balıkları için altı boşaltılmış olan taşlar Orfozlarla beraber ortak kullanım alanı olarak bilinir. Bir tehlike anında ise Orfozlar ve Karagöz türü taş balıkları bir taştan diğer taşa geçerek kendilerini kaybeder. Bir merada Orfozlar korunması durumunda Orfozlar yıllar içinde büyüdüğünden ebatlarına uygun şekilde kullanmakta olduğu taşların altını da genişlettiği için merada yaşayabilecek diğer taş balıklarının miktarını da arttırır.

Balık İle İlgili Bir Hikaye
Resulullah (sav) bizi gazveye gönderdi. Biz üçyüz kişilik bir gruptuk, komutanımız da Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah (ra) idi. Kureyş’in kervanını takip ediyorduk. Azığımız da bir dağarcık içine konmuş hurmadan ibaretti. Başka bir şeyimiz yoklu. Ebu Ubeyde bundan bize [önce avuç avuç veriyordu, sonra] tane tane vermeye başladı. Kendisine: "Bununla nasıl idare ediyordunuz?"diye soruldu. Şu cevabı verdi: "Biz hurmayı adeta emiyorduk, bebeğin emmesi gibi. Sonra da üzerine su içiyorduk. Bu bize geceye kadar yetiyordu. Tükendiği zaman yokluk içinde kaldık, iki hafta sahilde ikamet ettik, şiddetli açlık geçirdik. Öyle ki ağaç yaprakları yedik. Ordumuza yaprak ordusu dendi. (Bu esnada) deniz bize anber (balinaya benzer bir balık, adabalığı) denen bir hayvan attı. Ebu Ubeyde (ra) buna önce, "meytedir (yani leştir, yenmesi haramdır)" dedi. Sonra da: "Hayır, meyte değildir, bizler Resulullah (sav)’ın elçileriyiz, Allah için buradayız, üstelik muzdar durumdayız" dedi. Ondan iki hafta boyu yedik. Yağından da süründük. Hatta vücudumuz kendine geldi, eski halini aldı. Ebu Ubeyde, hayvanın kaburgalarından bir kemik alıp yere dikti. Sonra en boylu şahsı ve en boylu deveyi aradı. Adam deveye bindirildi ve kaburganın altından geçti. Hayvanın göz çukurunun içine tam dört kişi oturdu. Gözünden nice külle yağ çıkardık. Etinden kendimize azık yaptık. Medine’ye gelince durumu Resulullah (sav)’a anlattık. "Bu, Allah’ın sizin için (denizden) çıkardığı bir rızıktır. Beraberinizde, etinden hala var mı?" buyurdu. Biz de bir miktar gönderdik. O, bundan yedi.
Resulullah (sav)’ın şöyle dediğini işittim: "Kim bir ilim öğrenmek için bir yola süluk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar alim için istiğfar ederler. Alimin abid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü arz, tek bir çörek olacak. Cebbar (olan Allah Teala hazretleri), onu, cennetliklere azık olarak elinde çevirecektir, tıpkı sizin sefer sırasında çöreğinizi çevirdiğiniz gibi!" Bu sırada bir Yahudi gelerek: "Ey Ebu’l-Kasım! Rahman (olan) Allah seni mübarek kılsın! Kıyamet günü cennet ehlinin (iştah açıcı) ikramı ne olacak haber vereyim mi?" dedi. Efendimiz: "Söyle bakalım!" buyurdular. Adam, tıpkı Aleyhissalatu vesselam’ın söylediği gibi: "Arz, tek bir çörek olur!" dedi. Resulullah (sav) bize baktılar. Sonra azı dişleri görününceye kadar tebessüm buyurdular ve: "Peki cennet ehlinin katıklarını sana haber vereyim mi?" dediler. Adam: "Buyurun!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Balam ve nun!" buyurdular. Adam: "Bu nedir?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öküz ve balıktır. Bunların ciğerlerinin kenarından yetmiş bin kişi yer" buyurdular.
Alıntı ile Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task