Skip to main content

Dini Forum

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Sizler için oluşturduğumuz tüm hizmetlerden tam olarak yararlanabilmek için aramıza katılabilirsiniz. Siz varsanız, biz varız! Üyelikler ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

Maturidilik

Konu

#1
[Resim: Dpzb1bWXgAADIFR.jpg-large.jpg]
Maturidilik, İmam Azam Ebu Hanife’nin yolunu takip eden Ebu Mansur Maturidi’nin görüşleri çerçevesinde oluşan, naklin/vahyin yanı sıra akla da büyük önem verilen itikadi bir İslam mezhebidir. Kurucusunun adına nispetle Maturidilik denilen bu ekol, Ehlisünnet’in en büyük kolunu teşkil etmektedir. Bu mezhebin mensuplarına, amelde Hanefi, itikatta Maturidi denilmektedir.
Ehl-i Sünnet mezhepleri içinde en büyük kolu oluşturan Maturidilik mezhebi, vahye önem verdiği kadar akla da önem veren itikadi bir mezheptir. İmam Maturidi’nin görüşleri Ebu Hanife’den oldukça etkilenmiştir. Bu yüzden bu mezhebe Hanefi Maturidilik’te denir.
Ebu Hanife’nin ortaya koymuş olduğu temel fikirleri sistemleştirerek kendine has bir ekol oluşturmuştur. Maturidi’ye göre bilgiye beş duyu organı, akıl ve doğru haber olmak üzere üç yolla ulaşılabilir. Bunlardan en az biriyle elde edilen bilgi doğru bilgidir.
Mezhepler içinde akla en çok önem veren mezheptir ve akıl ile naklin kesinlikle birbirleriyle çelişmeyeceğini ifade ederler. Maturidi’ye göre; Kur’an’da verilen esasları anlamak için akla vurgu yapılmıştır ve akıl ile nakil insanları iyiye götüren iki aracıdır.
İman konusunda Allah’ın birliğini, vahiy olarak peygamberi aracılığı ile gönderdiklerine inanıp kalp ile tasdik etmeyi iman olarak tanımlamışlardır. Büyük günah işleyenleri tekfir etmemişler ve akıbetlerini Allah’ın bileceğini söylemişlerdir.  Allah’ın varlığı ve birliğinin delilleri nakli, akli ve alemdeki nizam – intizam olmak üzere üç çeşittir.
       Maturidi’ye göre mukallidin yani taklidi imana sahip olan kişinin imanı geçerlidir ancak imandan haz almak için tahkiki iman ve bütün sorumlulukları eksiksiz bir şekilde titizlikle yerine getirmek gerekir.Diğer meselelerde de Ehl-i Sünnet çizgisinden çıkmamıştır. Ancak her meselede olduğu gibi bunlarda da aklı ön plana alarak hareket etmişlerdir. Kader konusunda Allah’ın ezeli ve ebedi olarak her şeyi bildiği ve takdir ettiğini kabul etmişlerdir ancak insanın kendi iradesiyle seçim yapabileceğini, bu yüzden de fiillerinden sorumlu olduğunu belirtmişlerdir.
     Maturidi’ye göre imamet yani devlet başkanlığı meselesi itikadi değil akli bir meseledir. Devlet başkanına itaati önemserler ve başkanın yanında akıllı kimseler bulundurup bunların tavsiyelerine uyulması gerektiğini söylerler.

    Maturidilik; Horasan, Maveraünnehir, Gazne, Orta Doğu ve Orta Asya gibi geniş yayılım alanları göstermiştir. Günümüzde ise teknolojik gelişmelere bağlı olarak Türkiye, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Doğu Türkistan, Malezya, Endonezya, Rusya, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar gibi Dünya’nın dört bir yanında geniş yayılım alanı bulmuştur. Bugün Müslümanların yaklaşık %90’ı ehl-i Sünnet’e mensuptur. Maturidilik daha çok Türk dünyasında yayılım göstermiştir.

Maturidinin Görüşleri
 
  • Bilgi Teorsi
          Bilgi, duyuların ve aklın alanına giren konuların bilinmesini sağlayan niteliktir. Bilgi kaynakları; duyular, akıl ve doğru haberdir. Duyulara ve akıl yürütmeye başvurularak üretilemeyen konulardaki bilgiye doğru haberle ulaşılabilir. Hz. Peygamber’in haberinin doğruluğunun kabul edilmesi aklen zaruridir.

 
  • Uluhiyet
           Allah’ın varlığı basit bir tefekkürle bilinebilir. Maturidi’ye göre, kendisine tebliğ ulaşmasa da insanın, âlemdeki nizam ve intizama bakarak onun yüce bir varlık tarafından yaratıldığına inanmasıgerekmektedir. Maturidilere göre Allah, hiçbir şeyi boşuna yaratmamış, bir gaye için yaratmıştır. Allah’ın yarattığı her şeyde bir hikmet vardır. Allah’ın hikmete göre yaratması, her şeyi yerli yerinde yaratması demektir. Bunun için Allah, yarattığı her şeye ve herkese birtakım görev ve sorumluluk vermiştir. Mahlukatın en üstünü olarak yaratılan insan, Allah’ın varlığına ve tevhidine (birliğine) inanmakla sorumludur. Allah’ın varlığını inkar etmenin sebebi tamamen psikolojiktir.

 
  • Ru’yetullah
        Allah cennette mü’minlerce görülecektir. Nasslar ru’yeti teyit etmektedir. Allah’ın dünyada görülmesi mümkündür ancak vaki olmamıştır.


 
  • Kader
    İnsan gerçek anlamda fiili işleyendir. Kur’an’da fiillerin karşılığının verileceğinin belirtilmesi bunun kanıtıdır.
 
  • Nübüvvet
       İnsana önderlik edecek ulvi bir şahsın varlığı mutlaka gereklidir. Mucize, getirdiği ilkeleri, erdemli davranışlar; peygamberliğin işaretleridir. Kadından peygamber gönderilmemiştir.

 
  • Ahiret
         Kıyametin kopma zamanı bilinmez ancak alametler bilinir. Ahirette ceza ve mükafat aklen zorunludur. Berzah alemi bir tür ruhi hayattır. Dirilme bedenledir ve bu ayetle sabittir.


 
  • İman-Küfür
        İman kalp ile tasdiktir. Dinde en ileri seviyede amel, kalbin ameli olan imandır. İman ve İslam aynı konumdadır. Maturidilere göre inanan bir kimse dinî yükümlülüğünü titiz bir şekilde yerine getirmelidir. Dinî yükümlülüğü yerine getiren kimse, kâmil/olgun bir mümindir; yerine getirmeyen kişi ise, günahkâr bir mümindir. Bu sebeple, Müslüman günahından dolayı dinden çıkmaz; fakat ahlâksız mümin olur. Böyle birinin ahiretteki durumu, Allah’ın takdirine kalmıştır; Allah, isterse insanın cezasını affeder, dilerse günahı miktarınca ceza verir. Bunun için Müslüman, en küçük günahından dolayı azap görebileceğini unutmamalı, Allah’a tevbe istiğfar etmeli ve günahlardan sakınmaya çalışmalıdır. Bununla birlikte, ne kadar çok günah işlese de insanın, Allah’tan ümidini kesmemesi ve bağışlanacağını umması gerekir. Diğer bir ifade ile Müslüman, “Beyne’l-havf ve’r-reca” yani günahından dolayı korku ile ümit arasında olmalıdır.
     


  • İlahi İsim ve Sıfatlar
         Allah’ın zatı ile ilgili sadece isim ve sıfatlar aracılığıyla bilgi sahibi olunabilir. İlahi sıfatlar, ilahi nitelikleri dolayısıyla kadimdir. Tekvinin ezeli olması, yarattıklarının da ezeli olması anlamına gelmez. Maturidiliğe göre Allah, bütün güzel sıfatlara sahip, bütün kötü sıfatlardan uzaktır. Allah’ın sıfatlarını, Zati Sıfatları ve Subuti Sıfatları olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür.


Allah’ın zati sıfatları, altı tanedir;
• Vücud: Allah ezelden beri vardır ve ebediyen var olacaktır.
• Kıdem: Allah ezelidir.
• Beka: Allah ebedidir.
• Vahdaniyet: Allah, birdir, eşi, benzeri yoktur.
• Muhalefetün lilhavadis: Allah, sonradan olan varlıklara hiç benzemez.
• Kıyam binefsihi: Allah, var olmasında hiçbir şeye muhtaç değildir.
Allah’ın subuti sıfatları, sekiz tanedir.
• Hayat: Allah, diridir ve dirilticidir.
• İlim: Allah, her şeyi, hatta kalplerde geçen niyetleri dahi bilir.
• Semi’: Allah, her şeyi işitir.
• Basar: Allah her şeyi görür.
• İrade: Allah, irade sahibidir, her istediğini dileme gücüne sahiptir.
• Kudret: Allah, her şeye kadirdir, her şeye gücü yeter.
• Kelam: Allah, harf ve sese ihtiyaç duymadan konuşur, söyler.
• Tekvin: Allah, yaratır yani yoktan var eder.
Alıntı ile Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task