Skip to main content

Dini Forum

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Sizler için oluşturduğumuz tüm hizmetlerden tam olarak yararlanabilmek için aramıza katılabilirsiniz. Siz varsanız, biz varız! Üyelikler ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

Kaza ve kaderin anlamı ve tanımı

Konu

#1
 “Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.”
Sözlükte ölçü, miktar, bir şeyi belirli bir ölçüyle yapmak ve belirlemek anlamlarına gelen kader; Allah’ın, ezelden ebede olacak şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini, niteliklerini ve nasıl olacaklarını ezelî ilmiyle önceden bilip takdir etmesi demektir. Buna göre kader, Allah’ın ilim sıfatıyla ilgilidir.

[Resim: kader2-1.jpg]

Sözlükte hüküm, emir, işi bitirme ve yaratma gibi anlamlara gelen kaza ise; Cenab-ı Hakk’ın ezelî ilmiyle takdir buyurduğu şeylerin sırası geldiğinde, onları, o takdire uygun bir biçimde meydana getirmesini irade edip yaratması demektir. Bu tariften da anlaşılacağı üzere kaza, Allah’ın ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatlarıyla ilgili bulunmaktadır.
Kader, İslâm dininde iman edilmesi farz olan esaslardan biridir. Kadere iman, Allah’a iman etmenin bir gereğidir. Bu bakımdan, Allah’a ve sıfatlarına inanan bir insan, kadere de inanmış olur. Kısacası kader, her yönüyle tevhît inancına dayanmaktadır. Dolayısıyla kaza ve kadere inanmak, iman ve küfür, sevap ve günah, iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız, kısacası hayır ve şer… hepsinin, Allah’ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna ve ondan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir.
Vahiy meleği Cibril (a.s.), insan suretinde gelip Peygamberimiz (s.a.s.) e, “Bana imanın ne olduğunu bildir” dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.) de; “iman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe iman etmendir, yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” diye cevap verdi.
Bu hadisi şerifte Peygamberimizin bize imanın altı esasını bildirmiştir. Bu altı esastan biri “kadere iman” etmektir.
Kader, ayetlerde şöyle açıklanmaktadır:
“Kâinatta mevcut her şeyin hazineleri ancak bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir miktar ile indiririz.”
“Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mahlukatın mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.”
Kaza ve kader, Allah’ın ilim, irade, kudret ve tekvîn sıfatlarıyla irtibatlı oldukları için, söz konusu dört sıfatın anlamlarını bilmek gerekir.
İlim: Gerçeğe uygun olan kesin bilgi, inanç; akıl ve duyuların alanına giren her şeyin tanınmasını sağlayan bir sıfattır. Allah’ın subûtî sıfatlarından birisi olan ilim, Yüce Allah’ın olmuşu, olanı, olacağı, gizliyi, açığı, kısaca her şeyi, bütün nitelik ve özellikleri ile bilmesi demektir.
Allah’ın sınırsız ilmi, Kur’an-ı Kerim’de şöyle açıklanmaktadır:
“Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”
“Gaybın (görünmez bilginin) anahtarları O’nun yanındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu-ki bunlar apaçık Kitap’tadır ancak O bilir.”
“Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey onun katında bir ölçü iledir.”
İrade: Bir şeyi yapma veya yapmama gücüne sahip olan hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle hükmetmesi, seçmesi, ya da düşüncenin ortaya koyduğu bir gayeye doğru yönelmesi demektir. Bu tarif, Allah’ın ve kulun iradesini kapsamaktadır. Cenab-ı Hakk’ın iradesine “küllî irade”, kulun iradesine ise “cüzî irade” denir. Allah’ın, dilediğini, dilediği anda ve dilediği şekilde yapması demektir. Kur’an, Allah’ın bu sıfatını “Allah dilediğini yaratır.” ayetiyle açıklar.
Hz. Peygamber de, “…Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz…” buyurmuştur.
Yüce Allah’ın, irade buyurup yaratması, bir ayette, “Bir şeyin olmasını dilediği zaman, ona ‘ol’ der, o da hemen oluverir.” şeklinde açıklanmaktadır. Çünkü O’nun iradesine ve kudretine mâni olacak, hiçbir irade ve güç yoktur. Tekvin sıfatı ise, O’nun yaratmak ve rızık vermek gibi fiilî sıfatlarının merciidir.
Allah’ın irade sıfatını anlatan şu ayetleri de dikkatle okumak gerekir:
“Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz.
Şüphesiz Allah her şeyi bilendir. Hikmet sahibidir.”
“(Rasûlüm!)De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.”
Kudret: Allah’ın subûtî sıfatlarından biri olan kudret, Allah’ın sonsuz güç sahibi olması ve bütün yaratılmışlara, ezelî takdire uygun olarak tesir edip tasarrufta bulunması demektir. O’nun kudretinin yetmeyeceği hiçbir şey yoktur. Çünkü kudretinin zıddı olan acz, Allah hakkında düşünülemez. Allah’ın bir şeye “ol !” demesi ile, o şey hemen var olur. Yok olmasını istediği şey de, anında yok olur. Allah için “imkânsız” diye bir şey yoktur. Mutlak mânâda kadir, yalnız O’dur. Yaratıkların kudreti, Allah’ın verdiği nispette ve O’nun izni ile kullanılabilen sınırlı bir kuvvettir.
Allah’ın kadir ismi, Kur’ân’da ölçen, biçen, biçim veren, takdir eden, programlayan anlamlarında kullanılmaktadır:
“Ölçtük, biçtik. Ne güzel biçim vereniz biz.”ayeti, buna örnektir. Gökleri, yerleri, nehirleri, dağları, geceyi, gündüzü, ayı, güneşi… yani, bütün varlıkları düzene koyan, görevlerini programlayan Allah’tır. “…(O,) her şeyi yaratmış, ona düzen vermiş, mukadderatını (yeteneklerini, özelliklerini, görevlerini) tayin etmiştir.” ayetleri, Allah’ın kudret sıfatını anlatmaktadır.
Tekvin: Allah’ın sübûtî sıfatlarındandır. Mümkinata taalluk eden ve ilâhî iradeye uygun olarak icâd ile tesirde bulunan bir sıfattır. Bu duruma göre tekvin, ilim, kudret ve irade sıfatlarından farklıdır. Bir şeyin olmasını veya olmamasını aklın “olabilir” (mümkün) diye karşıladığı şeylerle ilgili bir sıfattır.
İnsan fiilleri ve kaderle ilgisi: Her şey, Allah’ın izni, dilemesi ve yaratmasıyla var olduğu gibi, insanların mümin veya kâfir olması; herhangi birisinin malına, canına, evlâdına, maddî veya manevî, sözlü veya fiili, hoşuna gidecek veya gitmeyecek, iyi ya da kötü bir şeyin gelmesi; acı bir hadise, belâ, felâket ve musibetin dokunması gibi olayların hepsi kaderde vardır ve hepsinin, ancak Allah’ın izni, dilemesi ve yaratmasıyla olduğunu,
“Yeryüzünde kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.” anlamındaki ayet, açıkça beyan etmektedir.
Alıntı ile Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task