Skip to main content

Dini Forum

Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Sizler için oluşturduğumuz tüm hizmetlerden tam olarak yararlanabilmek için aramıza katılabilirsiniz. Siz varsanız, biz varız! Üyelikler ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır.

(Sadece ziyaretçiler tarafından görüntülenir.)

Hoş Geldin, !

Kayıt işleminiz başarıyla tamamlandı. Sitemizde üyelikler e-posta onaylı olduğu için hesabınızı onaylamanız gerekiyor. Kayıt olduğunuz e-posta adresinin gelen ya da istenmeyen (spam) kutusunu kontrol ederek hesabınızı onaylayabilirsiniz. e-Posta gelmediyse veya farklı bir sorun yaşıyorsanız bizimle İletişim sayfasından irtibat kurabilirsiniz.

(Sadece hesabı aktif edilmemiş kullanıcılar tarafından görüntülenir.)

İman Esasları

Konu

#1
[Resim: Iman-Esaslari.jpg]
Kendisine sayısız nimetler verilen (İbrahim 14/34) yerde ve gökte ne varsa hepsi hizmetine sunulan (Lokman, 31/20) insan, Allah’a ibadet için yaratılmıştır.

وما خلقت الجن و الانس الا ليعبدون
“Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zâriyat, 51/56) anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir.
İnsanın, yaratılış gayesi olan “ibadet” görevini ifâ edebilmesi için her şeyden önce îmân etmesi gerekir. Allah, insanı dünya hayatında imtihana tâbi tuttuğu için (Mülk, 67/2) imân edip etmemeyi insanın iradesine bırakmıştır:
الحق من ربكم فمن شاء فليؤمن و من شاء فليكفر و
“(Ey Peygamberim!) De ki: Hak (Kur’ân) Rabb’inizden (gelmiş)tir. Artık dileyen imân etsin, dileyen de inkâr etsin” (Kehf, 18/29) anlamındaki âyette olduğu gibi bir çok âyette yüce Allah insana inanma özgürlüğü vermiştir. Allah, imân veya inkâr etme konusunda insanları serbest bırakmakla birlikte onlara ısrarla imân etmelerini emretmiştir:
يا ايها الذين امنوا امنوا بالله ورسو له و الكتاب الذي نزل على رسوله و الكتاب الذي انزل من قبل
“Ey müminler! Allah’a, elçisine ve elçisine indirdiği kitaba (Kurân’a) ve daha önce indirdiği kitap(lar)a imân edin…” (Nisa 4/136).
Yüce Allah, “îmân edin” emri ile yetinmemiş, pek çok âyet-i kerîmede imân edenlere mükâfat (cennet ve nimetleri), inkâr edenlere ise ceza (cehennem ve azabı) olduğunu bildirerek îmân etmeye teşvik etmiş, inkâr etmekten sakındırmıştır..
Müminleri îmâna sevk eden ve onlara îmânı sevdiren yüce Allah’tır (Hucurat, 49/17). Allah’ın izni olmadan kimse îmân edemez. Ancak akıllarını kullanmayanlar îmân etmezler, azabı ve rezilliği onlar hak ederler. Kullarının îmânına muhtaç olmamakla birlikte yüce Allah onların küfre düşmelerine razı olmaz, aksine îmân edip şükretmelerinden hoşnut olur (Zümer, 39/7).
“İman” sözlükte; tasdik etmek, bir şeyin doğru olduğunu söylemek ve onu doğru olarak kabul etmek, güvenmek, inanmak, boyun eğmek ve güven vermek anlamlarına gelir.[2] Din ıstılahında ise Allah’a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’ın Allah tarafından haber verdiği kesin olarak belli olan şeylerin doğru olduğuna tereddütsüz inanmak, bunların hak ve doğru olduğunu içinden şeksiz ve şüphesiz tasdîk ve itiraf etmek anlamında[3] olup “küfür” kelimesinin zıddıdır.
Îman, “icmâli îman” ve “tafsîlî îmân” olmak üzere iki kısma ayrılır.
“İcmâli îman”, îman edilecek şeylere kısa ve topluca îman etmektir demektir ki bu, kelime-i tevhîd ile ifade edilir: لااله الا الله محمد رسول الله “Allah’tan başka tanrı yoktur. Muhammed Allah’ın elçisidir.” Kelime-i tevhîd’in لااله الا الله kısmı Muhammed suresinin 19.,محمد رسول الله kısmı Fetih suresinin 29. âyetinde geçmektedir. Allah’ı ve Hz. Muhammed (a.s.)’ın peygamberliğini kabul eden onların haber verdiklerini de kabul eder.
“Lâ ilâhe illallah” cümlesinde iki unsur vardır. Birisi olumsuzluk ifade eder. Bu, cümlenin (lâ ilâhe) “ilâh yoktur” kısmıdır. Allah’tan başka bütün ilâhları ve ma’budları reddetmek demektir. Diğer kısmı ise olumluluk ifade eder. Bu, cümlenin (illallah) “ancak Allah vardır” kısmıdır. Bu kısım, sadece Allah’ın varlığını, birliğini, tek ma’bûd oluşunu ikrar etmeyi ifade eder.
“Tafsîlî îmân”, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine , âhiret gününe, öldükten sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme, sevap ve ikaba, kaza ve kadere; Kitap ve Sünnet ile Hz. Muhammed’in Allah tarafından tebliğ ettiği ve tevatür yoluyla sabit olan kesin haber ve hükümlerinin her birerlerine ayrı ayrı Allah ve Peygamberinin istediği şekilde îman etmek demektir.
Alıntı ile Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task